Ferrari İle Köy Yolunda Hava Atmak!


 

İlk devre sonunda topladığı puanlarla altına son model Ferrari çeken Ç.Rizespor, ikinci devre Ferrari ile “köy yollarına” dalınca bir türlü asfaltı bulup, tekrar otobana çıkamamıştı.

Zenginlik, şımarıklık böyle bir şey ..

O puanlarla bana bir şey olmaz dedi, birazda köy yolarında hava atayım dedi, bizimkiler..

Nerden bilsin, köy yolunda Ferrari işlemez, parça kırar, yarı yolda kalırız. Aklı fikri köylü güzel kızlara hava atmak, selektör yakmak, tavanı açılan arabasının camından etrafa para ( puan ) salmak..!

Altında Ferrari’ye güvenerek ikinci devre köy yoluna dalan yeşil-mavili takım bir türlü gaza yüklenemedi. Ha bir düz asfalt bulur, ha bu kez köyün camisinin virajını döndükten sonra ilk sapakta otobana çıkarım dedi, dedi ama her sefer çamura, bataklığa, stabilize yolda kaldı. Gidişat kötü, ilk kilometrelerde iki parça kırdı. Biri aracın ön bölgesinden Kweuke diğeri sol kapı Eren olmak üzere.   

Ligin sonu yaklaştıkça, otobanda yoluna düşük hızla devam eden diğer araç sahipleri gaza basmaz mı? Bunun yanında enişte & baldız maçları devreye girmez mi? Bizimkileri bir korku aldı. Son dört haftaya girilirken araç sahibi Kalkavan ve bu yolların usta pilotu Karaman “Salavat” getirmeyi unutmadılar değil!..

Konya yenilgisi sonrası korkuyu “iliklerine” kadar hissettiler. Ne edelim, nasıl edelim derken, imdatta Eskişehir yetişti. Attı son dakikada bir gol, gönderdi Mersin’i Rize maçı öncesi PTT 1.lig araç parkına. Zaten adamlar sezon boyu para alamamışlar. Üç teknik adam iki Başkan değiştirmişler. Yolcuydular, haftalardır kazanamayan Rize maçı öncesi. Geldiler buraya Cuma günü bizimkiler mübarek günüde boş geçirmediler. Ha bire salavat, salavat.. Olur ya Mersinli gençler  kendini gösterir, bizimkiler o takımı bile mağlup edemez, sonra ayıkla pirincin taşını.. Altımıza Ferrari, girdik köy yoluna bak başımıza gelmeyen kalmadı, biz ne deriz beyefendiye! Bak bir gün sonra tersanede olacak, ben ne derim ona! En iyisi işi şansa bırakmayalım. Marpetli nefesi kuvvetli iyi bir hoca var, gelsin mübarek günde okusun, üflesin bu işi iyi biliyor, tüm dünya kabul etti, zaten iki gün önce İngiltere’de nefesini hissettirdi, dediler. Geldi Marpetli.. Geçen sezonda başın sıkıştığında Kamil Ocak’ta 2 metreyi pas geçmişti, elin İrlandalısı dokunmuş, seni ligde bırakmıştı. Bu işler böyle, bugün bana, yarın ona hesabı. Burası Türkiye, yıllardır yazıyorum bu lig kirli diye! Seni bu ligde az mı kullandılar, büyüklere meze yaptılar..

Dün akşam uçurumun kenarında dolaşan iki takımdan uçuruma daha yakın olan Mersin takımına düşmemek için bir tekmede Rizespor attı ve derin bir nefes aldı. Eğer o tekmeyi atmasa idi, şimdileri kendi uçurumun dibine Ferrari ile yola koyulmuştu.

Bu iş değil.. Hani verdiğiniz sözler! Bu lig kalite ister, bunu yüz bin kere yazdık.

Metin Kalkavan özellikle sezon başı üç transfer Tuszynskı, Nıka ve Chevallıer’e verdiği milyon dolarla İyidere’de çok rahat bir okul, camii veya bir hastane yaptırabilirdi. Allah inandırsın ki bu hayır işi o futbolculardan çok daha iyi hizmet olarak Rizeliye geri dönerdi!

Ya bu transfer işini adam gibi yapın, yada yıllardır kirlenen akvaryumun suyunu değiştirin. Karar sizin!.. Öyle sakın olan geçen sezondan ders aldık, artık hata yapmayacağız, nokta transferler yapacağız gibi boş hayallerle bu Rizelinin gönlünü okşamayın. Zaten okşanacak bir tarafı kalmadı. Stata bakın boş koltukları görün ona göre karar verin. Yapın kalite transfer bakın o zaman o koltuklar nasıl doluyor. Dolmuyorsa, gelin suratıma tükürün.


Önceki Haber 
Sonraki Haber

Yorumlar

Yorum Yapın