Prof. Dr. Eraslan'dan "çocukların dijital izlerini takip edin" uyarısı


SODİMER Başkanı Prof. Dr. Eraslan'dan "çocukların dijital izlerini takip edin" uyarısı:
- "Anne ve babaların, özellikle çocukların online (çevrim içi) kalma saatlerini kontrol etmeleri, dijital ayak izlerine bakmaları gerekmektedir"
- "Öğretmenlerin uzun ödevler, grup tartışmaları yerine öğrencilere daha çok fiziksel üretime dönük öğrenme nesneleri oluşturacak ödevler vermelerini ve bu ödevleri tartışarak ele alacakları bir platform oluşturmalarını şiddetle öneriyoruz"

 


Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Derneği (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, anne ve babaların özellikle çocukların online (çevrim içi) kalma saatlerini kontrol etmeleri, dijital ayak izlerine bakmaları gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Eraslan, AA muhabirine, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dönemiyle dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kişilerin dijital  alışkanlıklarının farklılık göstermeye başladığını belirtti.

Kişilerin zamanlarını daha çok sosyal medya ortamlarında dijital araçlarla e-platformlar ve oyunlarda geçirdiğine işaret eden Eraslan, bu durumun özellikle çocuklarda olumsuz durumlara yol açtığını aktardı.

Eraslan, dijital platformların çocuklarda psikolojik ve fizyolojik olarak olumsuz etki yaratabileceğine dikkati çekerek, "SODİMER olarak yaptığımız çalışmalarda birçok bulgu elde ettik. Uykusuzluk, obezite, hırçınlık, içine kapanıklık, normal sosyal yaşamdan ayrı düşme gibi hallerle birlikte çocukların fizyolojik olarak el, kas, boyun ağrıları, süreç içerisinde vücuttaki bazı değişikliklere neden olduğunu gördük. Dijital ortamlarda günde 6 saatten fazla bulunmak bir bağımlılık göstergesi." diye konuştu.

Anne-babalara dijital bağımlılığa karşı önerilerde bulunan Eraslan, "Aileler öncelikle kendi davranışları ile çocuklara örnek olmalı. Elinizde saatlerce telefonla çocuğunuza 'Tabletle oynama' diyemezsiniz. Çocuklarla mutlaka iletişim kurmalısınız. Yasaklayıcı, emir verici, ket vurucu davranışlar dijital dünyada çok karşılık bulmamakta. Anlaşma zeminine gidilmesini öneriyoruz. Günün belirli saatlerinde faydalı dijital süreçlerle ilgilenmek çok önemli." ifadelerini kullandı.

Eraslan, internette en tehlikeli saatin kriminal saat olarak bilinen gece saatleri olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:

"Ne yazık ki saat 02.00-05.00 arasında sosyal medyanın, dijital dünyanın karanlık yüzünü görüyoruz. Sanal kumarlar, bet sistemleri, yetişkin sitelere giriş, sosyal medya saldırganlığı gibi tüm olaylar en çok o saat diliminde olmaktadır. Bu yüzden anne ve babaların özellikle çocukların online (çevrim içi) kalma saatlerini kontrol etmeleri, dijital ayak izlerine bakmaları ve bununla ilgili onları bilinçlendirmesi gerekmektedir. Pandemi döneminde dijital tehlikeli oyunlar çok çok artış göstermektedir. Özellikle silah, bıçak, vurma gibi şiddete dönük olaylarla oynanan oyunlar var. Anne ve babaların böylesi oyunlarda çocuklarının yer alıp almadıklarını kontrol etmeleri gerekiyor. Bu oyunlar sadece çevrim içi değil, çevrim dışı da oynanabilmekte. Hiç tanımadıkları kişilerle bu oyunlarda tanışmaktalar. Kişisel verilerin elde edilmesine varan tehlikeli boyutlar olabilmekte. Pandemi sürecinde dijital alışkanlıkların takip edilmesini öneriyoruz."

- Uzaktan eğitimde ara tatil dönemi 

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin de çok yorulduğuna işaret eden Eraslan, öğretmen ve öğrencilerin ara tatilde mümkün olduğunca ekran başında az bulunmalarını istedi.

Eraslan, fiziki ve mental olarak çocukların yorulduğunu belirterek, "Çocuk geçmişte televizyonda çizgi film izleyerek eğlenirken şimdi eğitim aracı olarak kullanıyor. Tabletten oyun oynuyordu ama öğrenme aracı oldu. Öğretmenlerin uzun ödevler, grup tartışmaları yerine öğrencilere daha çok fiziksel üretime dönük öğrenme nesneleri oluşturacak ödevler vermelerini ve bu ödevleri tartışarak ele alacakları bir platform oluşturmalarını şiddetle öneriyoruz." dedi.

Uzaktan eğitimin ilk başlangıcının 18. yüzyılda Almanya'da mektupla başlayan bir uygulama olduğunu da ifade eden Eraslan, şunları kaydetti:

"Radyo ve televizyon ile günümüzdeki halini almış. Bundan sonra devam edecek bir uygulama. Biz buna dijital eğitim diyoruz. Dijital eğitim süreçlerinde dikkat edilecek en önemli özellik hem öğretmenin hem öğrencinin hem de anne babanın motivasyonu. Dokuz ay oldu. Ülke bu kadar yoğun bir dijital eğitim süreci geçirmemişti. Bundan sonraki eğitimin niteliğini bu üçlü belirleyecek. Bu yüzden şubat tatilinde öğretmenlerimizin dinlenmelerini, çocuklarımızı fiziki aktivitelere yönlendirecek çalışmalara dönük etkinlik vermelerini öneriyoruz." 


Önceki Haber 
Sonraki Haber

Yorumlar

Yorum Yapın