Asıl Ders Alındı mı?

Asıl Ders Alındı mı?



Tarih bazen tekerrür etmez; fakat unutulan dersleri yeniden hatırlatır.
15 Temmuz 2016 gecesi yaşananlar, yalnızca bir darbe girişimi değildi. Aynı zamanda devletin en mahrem kurumlarına kadar uzanan bir örgütlenmenin ne kadar büyük bir güvenlik zafiyeti oluşturabileceğini gösteren acı bir kırılma noktasıydı. O gece Meclis bombalandı, siviller hedef alındı, millet iradesi silahla teslim alınmak istendi. Türk milleti ise tarih boyunca olduğu gibi bu girişime karşı durarak demokrasiye sahip çıktı.
Ancak aradan geçen yıllara rağmen hâlâ cevap bekleyen sorular var.
Emekli Tümamiral Cihat Yaycı'nın son açıklamaları, bu soruları yeniden gündeme taşıdı. Yaycı, yıllarca Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ yapılanmasına dikkat çekenlerin dikkate alınmadığını, hatta çeşitli soruşturmalarla karşı karşıya bırakıldığını ifade ediyor. Bu değerlendirmeler, geçmişte yaşanan süreçlerin daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Bir başka dikkat çekici açıklama ise eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'tan geldi. Albayrak, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uçağında görev yapan pilotlardan birinin daha sonra FETÖ mensubu olduğunun ortaya çıktığını, uçuş sırasında hedef şaşırtmaya yönelik çeşitli güvenlik tedbirleri alındığını anlattı. Bu anlatımlar, darbe girişiminin ulaştığı boyutun ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bugün ise dünyanın gündemi farklı ama Türkiye'nin önemi değişmiş değil.
ABD'li emekli Albay Douglas Macgregor'un son değerlendirmeleri uluslararası basında ve sosyal medyada geniş yankı buldu. Macgregor, Türkiye'nin bölgesel gücüne dikkat çekerek Ankara'nın tutumunun yalnızca Washington'da değil, Tel Aviv'de de yakından izlendiğini öne sürüyor. Dile getirdiği görüşler resmî politika açıklaması niteliğinde olmasa da, Türkiye'nin askerî kapasitesinin ve jeopolitik ağırlığının dışarıdan nasıl değerlendirildiğini göstermesi bakımından dikkat çekici.
Bütün bunlar bize tek bir gerçeği hatırlatıyor:
Güçlü devlet olmak yalnızca modern silahlara sahip olmak değildir. Asıl güç; kurumlarına güvenen, liyakati esas alan, tehditleri zamanında görebilen ve millî birlik duygusunu koruyabilen devlet yapısını sürdürebilmektir.
15 Temmuz'un en büyük dersi de budur.
Türkiye, geçmişte içeriden hedef alınmış bir devlettir. Bugün ise dış politikada daha etkin, daha görünür ve daha fazla söz sahibi bir ülkedir. Böyle bir dönemde içerideki birlik ve kurumsal sağlamlık, en az askerî güç kadar önem taşımaktadır.
Milletler geçmişlerini unuttuklarında değil, onlardan ders çıkarmadıklarında aynı sınavlarla yeniden karşılaşırlar. 15 Temmuz'un yıldönümleri sadece anma günü olmamalıdır; aynı zamanda muhasebe günleri olmalıdır.
Çünkü güçlü bir gelecek, ancak geçmişin doğru okunmasıyla inşa edilir.
Baki Selam ve dua ile…


Önceki Haber 

Yorumlar

Yorum Yapın