Adab-ı Muaşeret: Kaybettiğimiz Zarafet

Adab-ı Muaşeret: Kaybettiğimiz Zarafet



"Edep erkân"… Eskilerin dilinde sadece bir görgü kuralı değil, insan olmanın inceliğiydi. Büyüklerin yanında nasıl oturulacağını, nasıl konuşulacağını, komşuya nasıl selam verileceğini, kadına, yaşlıya ve çocuğa nasıl davranılacağını öğreten bir hayat mektebiydi.
Bugün dönüp kendimize sormamız gerekiyor: Adab-ı muaşeret konusunda neredeyiz?
Osmanlı'yı, Cumhuriyet'in ilk yıllarını, 1970'leri, 80'leri, 90'ları bir kenara bırakalım. Bir yıl öncesiyle, hatta dünle bile aynı toplum değiliz. Değişim baş döndürücü bir hızla yaşanırken, maalesef nezaket ve zarafet aynı hızla geriliyor. Özellikle kadınlarımızın pek çoğu yatak kıyafetleri ile sokağa çıkmaktan imtina etmiyor. Her şey sere serpe! Sokakta, metroda, dolmuşta, vapurda iğreneceğimiz kifayetler, hareketler kırla gidiyor. İnsanlar birbirine tahammül etmekte zorlanıyor. Selam vermek, özür dilemek, teşekkür etmek bile kimi zaman unutuluyor. Görgü yerini kabalığa, incelik yerini hoyratlığa bırakıyor.
Medeniyet sadece yollar, köprüler ve gökdelenler inşa etmek değildir. Asıl medeniyet, insanın kendi nefsini terbiye edebilmesidir. Çünkü edep, insanı insan yapan en büyük değerdir.
İslam da bu noktada insana ölçü koyar. Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde hem kadın hem erkeğin iffet, haya ve ölçülülük içinde yaşamaları tavsiye edilir. Giyim kuşamdan yürüyüşe, konuşmadan bakışa kadar her davranışta vakar ve denge esas alınır. Bu hükümler sadece bireysel bir tercih değil; toplumun huzurunu, saygıyı ve güven ortamını korumayı hedefleyen ahlaki ilkelerdir.
Ancak unutulmamalıdır ki edep yalnızca kıyafetle sınırlı değildir. Edep; dilde nezaket, bakışta saygı, davranışta merhamet, vicdanda adalet demektir. Kıyafetiyle mütevazı görünen ama diliyle insan inciten biri de, dış görünüşü farklı olsa bile ahlakıyla örnek olan biri de bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Asıl zarafet insanın karakterindedir.
Bu nedenle çocuklarımızın ilk mektebi aile olmalıdır. Saygıyı, sevgiyi, paylaşmayı, büyüğe hürmeti ve küçüğe şefkati önce evde öğrenmeli; okul ise bu eğitimi güçlendirmelidir. Ailede verilmeyen terbiyeyi toplumun telafi etmesi oldukça zordur.
Nezaket zekânın asaleti, kibarlık ise ruhun görkemidir. Adalet, merhamet, zarafet ve nezahet imanla birleştiğinde insan, yaratılmışların en şereflisi olma vasfına yaklaşır. Toplumların gerçek zenginliği de işte bu ahlaki sermayedir.
Merhum Özdemir Asaf, kadının zarafetini şu dizelerle anlatıyordu:
"Bazı kadınlar makyaj yapmaz, gamzesi vardır...
Bazı kadınlar mücevher takmaz, gözleri vardır...
Bazı kadınlar söze ihtiyaç duymaz, bakışları vardır...
Bazı kadınlar silah kullanmaz, gülüşleri vardır..."
Bugün yaşasaydı, belki de şiirine şu mısrayı eklerdi:
"Bazı insanlar çok konuşur; ama edep sessizliğinde kaybolur."
İnsanlığın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, teknoloji değil; yeniden nezaket, yeniden zarafet ve yeniden adab-ı muaşerettir. Çünkü toplumları ayakta tutan kanunlardan önce vicdan, medeniyetlerden önce ise edeptir.
Baki selam ve dua ile…


Önceki Haber 

Yorumlar

Yorum Yapın