UTANÇ VE GURUR!


UTANÇ VE GURUR!


 

 

Türk futbolu adına dünkü Başakşehir – Çaykur Rizespor maçında yaşanan hakem hatalarından dolayı bir kez daha utanç duydum..

Aynı pozisyonda iki farklı karar veren hakemleri gördük. Maçın hemen başında Awaziem’i ;” Makbule teyzenin evinin balkonundan halı silkeler gibi iki yakasından tutup, silkeleyen ve yere yatıran Başakşehir için VAR’ gitme gereği bile duymayanlar, maçın son dakikası içinde Musa’nın elinin “hafif” dokunuşuna  penaltı kararı verirken kuyumcu terazisi gibi nedense çok hassas olduklarını gördük ve ben utanç duydum..

Türk futbolu adına Başakşehir proje takımının ne katkısı var, sorusunu bir kez daha kendime sordum ve o tribünleri görünce bir kez daha utanç duydum. Takım şampiyonluğa gidiyor ve lig liderinin tribünlerinde toplasan bin tane seyircisi yok. Bu takım şampiyon olsa ne olur? Bir kere camia değil, 3 – 5 sene sonra aynı diğer belediye destekli takımlar gibi kapanıp, gidecekler. Bu kadar yatırım, bu kadar halkın vergileri ile kurulan bir takımın Türk sporuna ne katkısı olur? Bunun yanında son yapılan Belediye seçimlerinde Başakşehir’in kollanması sandığa da yansıdı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu takımı işaret etmesi sonrası en az yüzde 5’lik bir dilim sif bu yüzden AK Partiye oy vermediğini düşünüyorum ve o kıl payı oylarla İstanbul Belediyesi büyük olasılıkla el değiştirecek. Oysaki yıllardır yazıyorum, bu tip Belediye takımlarının amatör branşlara destek olması ve ülkemize Olimpiyatlarda boy gösterecek her alanda sporcular çıkarması gerekmez mi?..

Saha içinde Emre ve sonradan oyuna giren Arda’nin hakemlere karşı yaptığı sözlü ve fili davranışlardan ben bir kez daha utanç duydum. Bu ikiliden niye bu kadar korkuyorsunuz? Yarın bir gün Emre ve Arda Milli takımlarda veya başka bir makamda görev almaları halinde sizin de hakemlik sonrası görev alacağınız başka bir arpalık işinden mağdur olacaksınız diye mi bu ikiliye bu kadar tolerans tanıyorsunuz? Tıpkı MHK Başkanı Kayserili Sabri Çelik gibi. Bak, hemşerisi Kayserili Abdülkadir Bitigen, onun gelmesi ile her hafta maç alıyor, ondan önce maçı yoktu!..

Geleyim bizim adımıza ve bir kez daha gurur duyduğum olayları yazayım.

Her maç sonrası Abdullah Avcı’nın rakip takım hakkında analizlerini takip ederim ve saygı duyarım. Birçok teknik adamla çalıştım, çoğu maç sonu boş konuşurlar, mazeret uydururlar. Abdullah Avcı ise tam tersi çoğu futbol dersi olacak nitelikte açıklamalar altında futbol kamuoyunu aydınlatan klişe dışı sözler eşliğinde yorumlardı.

Okan Hoca, dünkü maçta eski teknik direktörüne bence ders verdi ve ben gurur duydum.

Özellikle rakip takım analizi harikaydı. Bu kadar eksik oyuncu altında sahaya sürdüğü 11 gerçekten cesur futbol altında müthiş bir maç çıkardılar. Lidere karşı oyunun her bölgesinde kora kor bir mücadele verdiler. Kontra ise kontratak futbol, önde baskı ise önde baskı, set hücumu ise set hücumu, kanat organizasyonu ise onu da yaptılar ve sağ bekte görev verdiği Abdullah Durak’ına şık asistti ise Vedat Muriqi’in akıl dolu golü ile öne geçtiler.

Orta sahada Musa Çağıran tam kariyerinin maçını oynuyor dedim ama son dakika içinde kariyerine eli değdi ve olmayacak bir pozisyonda ağır penaltı kararı çıktı. Olsun yine ben gurur duydum, tıpkı orta sahada partneri Azubike’de olduğu gibi. Çocuk adamada çok çalıştı, Emre abisine maç boyunca iyi ayar çekti. Savunmada Awaziem resmen Abdullah Avcı’ya “ Seneye beni al dedirtti” Havadan ve yerden kuş uçurtmadı. Bu oyuncu son sırada yer alan Rizespor’a geldi ve kariyerini o dönem riske attı ama gelinen noktada Portolu oyuncu çok büyük piyasa yaptı diyebiliriz ve ben bir kez daha gurur duydum. Yıllardır bize gelen kiralık oyuncular yan gelip yatardı ama bu sene devre arası gelenler Okan hocanın eli değmesi ile vites artırdılar. Hem Rizespor kazandı hem de kendi kariyerleri cilalandı diyebiliriz. İşte gurur bu!...

Gelelim atanla, tutana..

Kaleci Gökhan ile ben bir kez daha gurur duydum. Ligin ilk yarısında Akhisar deplasman maçında ve Antalyaspor deplasman maçında yaptığı fahiş hatalar sonrası bu satırlardan bolca eleştiri yapmıştım ama ligin ikinci devresinde Gökhan’ın içine “ Gianluigi Buffon” kaçtı diyebiliriz. Helal olsun yüreği ve kalbi temiz kardeşimize. İnşallah kalecilik kariyeri 41 yaşına gelen İtalyanların sembol kalecisi Buffon gibi olur ve Türk futboluna uzun yıllar hizmet eder ve bizde gurur duymaya devam ederiz.

Şimdi sıra Atanda.. Yazdım defalarca. Vedat transferinde yaşanan gelişmeleri ve dönemin Başkanı Sayın Hasan Yardımcı'nın bu transferi Antalya kampında nasıl bitirdiğini. Valla bir kez daha gurur duydum, böyle bir oyuncuyu Rizespor kazandı, Rizespor forması altında ligin en formda santraforunu izliyoruz.

Bu oyuncu geçen sezon Rizespor’un şampiyonluğunda büyük katkı verdi, aynı oyuncu  bu sezon kariyer patlaması yaptı ve süper ligin açık ara en formda futbolcusu oldu. Ben bir kez daha kendimden gurur duydum. Böyle bir oyuncu, yüreği ile oynayan, kafası ile çarpışan, ölümüne pres yapan, ayağında top saklayan, savunmasına yardıma gelen, akıl dolu goller atan bir santraforumuz olduğundan ben gurur duydum. Tabi aslan payı Okan hocanın. Devre arası transferinde herkes bir santrafor alınsın derken, Okan hoca “ben Vedat’a çok güveniyorum dedi ve o bölgede yapacağımız takviye Vedat’ın performansını etkiler “ diyerek büyük bir risk aldı ama Okan hoca bir kez daha haklı çıktı. Helal olsun Vedat Muriqi, Helal olsun adam gibi adam Kosovalıya..

Süper ligin ikinci devresinde Rizespor adına gurur duyulacak çok şeyler var. Taraftarımıza helal olsun. İstanbul deplasmanından bir kez daha takımlarını yalnız bırakmadılar ve 90 dakika boyunca büyük coşku altında tam destek verdiler.

Helal olsun her maçı içten yaşayan Hasan Kartal Başkana ve yönetimine…

Helal olsun maça gelen ve her daim desteğini esirgemeyen, dünkü maçı yerinde izleyen eski Bakanımız Osman Aşkın Bak’a ve Onursal Başkanımız Hasan Kemal Yardımcı ’ya..

İşte bu.. Rize bu.. Birlik altında bu takım gelecek sezon çok daha iyisini yapacaktır diye düşünüyorum.


Önceki Haber 
Sonraki Haber

Benzer Haberler

Yorum Yapın

Yorumlar