NE BEKLİYORDUN SEN ?


 


NE BEKLİYORDUN SEN ?

Çaykur Rizespor A.Ş dönemine geçtiği bu zamana kadar süper ligde 8. Kez boy gösteriyor. Geriye baktığımız zaman yeşil – mavili takım İstanbul deplasman maçlarında sadece 1 kez yüzü gülerek, yani 3 puan alarak Rize’ye dönmüş.

Bu anlattığım olay kamera şakası değil. 8 sezonda Rizespor 40 küsur İstanbul deplasmanına çıkmış ve sadece Kasımpaşa takımını Okan Buruk döneminde 1 – 0 mağlup etmişiz. Fenerbahçe, Beşiktaş, G.Saray, Başakşehir, Kasımpaşa ve son olarak bu sezon lige çıkan Karagümrük takımlarına karşı oynanan deplasman maçlarından bir galibiyet almışsın!..

Bu rakamsal bilgileri sizinle paylaşmamın nedeni özellikle paranın oluk oluk aktığı A.Ş döneminde  bir türlü gelmeyen saha içi başarı ve onunla birlikte her sezon bu taraftarın biraz daha kandırılıp, şehrin takımından uzaklaşması.

Ben bu satırlardan sıkça şu cümleyi yazdım, bir kez daha yazayım.

“Çocuklarınızı doğup büyüdüğü şehrin takımını sevmeyi öğretin”

Rizespor A.Ş döneminde Başkanlık yapanların İstanbul takımlarına gönül bağı var. Rizespor’u yöneten üst akılların o takımlara üst düzey yakınlıkları var, Rizespor’da yöneticilik yapanların birçoğunda İstanbul takımlarına karşı sempatisi var. Geriye ne kaldı?..

Ben size yazayım. Geriye Rizeli taraftar kaldı. Taraftar ne yapsın? Her sezon çekilen çileler ardından, bir türlü gelmeyen başarı sonrası sığınacak olan liman olarak medyanın pompaladığı, camia ve tarihleri büyük olan takımların renklerine sığınmak kalıyor. Oysa ki.. Bu kadar üst düzey paranın aktığı yerde, yıllardır bu kadar vasat topçuları bu şehrin takımına alınmazsa idi, tersten yazayım her sezon “taş” gibi kaliteli bir takım kurulsaydı başarı da gelirdi, bu taraftarın çoğu şehrin takımına sım sıkı sarılırdı.

Rizespor A.Ş yönetimi yıllar boyu birçok kuşağı elinden kaçırdı. Yaptığı transferlerle, yetki verdiği sportif direktörlerle, çalıştırdığı hocalarla, üç beş menajeri zengin etti,  milyonlarca Rizeliyi uyuttu ve takımından soğutarak, başka takımlara yönlendirdi. Rizespor A.Ş döneminde Sayın onursal Başkan Hasan Kemal Yardımcı döneminde temeli atılan, şimdileri bitmek üzere olan altyapı tesisleri hariç kalıcı bir yatırımı yok. En acı olan siyasi olarak bu kadar güçlüyüz bu kulübün geleceği adına kalıcı bir gelirimiz yok. Rizeli iş insanları reisin emri ile verecek, Rizespor oradan gelen paraları vasıfsız yabancı topçulara ve onları Rizespor pompalayan menajerlere aktaracak. Yıllar boyu Rizespor’da yapılan iş bu. Bu böyle olduğu sürece sen 40 küsur İstanbul deplasmanından sadece bir galibiyet alırsın. Bunu yazmamda ki ana sebep bu cami, bu şehir 3 büyükleri İstanbul’da kendi sahasında bir güzel oyun sonrası pataklayarak Rize’ye dönmeleri. Şayet Rizespor bir G.Saray’ı, bir Beşiktaş’ı bir Fener’i İstanbul’da dağıtıp gelseydi, işte o zaman Rizeli taraftar şehrin takımına nasıl sahip çıkardı, o takımı havalimanında nasıl karşılardı o zaman görürdünüz ve o an Rizespor camia olurdu. Bunu Rizespor’u yönetenler anlamaz. Onların yakasının arka tarafında başka rozetler vardır. Bunu ancak gerçek Rizeli anlar. Hiç uzağa gitme, bak Hatayspor. 53 sene sonra ilk kez çıktığı süper ligde son şampiyon takım olan Başakşehir’i 5’ledi. Sen ne yaptın? Daha bir hafta evvel aynı takıma karşı kapandın ve bir puan aldın, sevindin. Oysaki o kadar paranın olduğu yerde sen neden Hatayspor’un yaptığı kaliteli transfer yapmazsın. Hadi bir sezon yapamadın, geriye kalan 7 sezonda hep aynı kuyuya düşer mi insan? Demek ki her sezon transferde Rizeliyi kandırıyorsunuz, bu taraftar gülmeyi hak etmiyor mu? Bu paralar kimin cebine gidiyor? Rizespor, Rize’den yönetilmeli. Topu bilen, gerçek Rize aşkı ile yanan insanlar eşliğinde yönetilmeli. Elin oğlu gelip bu bollukta çöp transferlerle birilerini her transfer döneminde kazandırmamalı.

Gelelim dün akşam Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe maçına..

Ne bekliyordun sen?

Maçın hakemi Abdülkadir Bitigen seni mi tutacaktı? Takdir haklarını senden yana mı kullanacaktı?

Aynı hakem Abdülkadir Bitigen içerde bu sezon oynanan MKE Ankaragücü maçında rakip takım 2 farklı üstünlüğü elinde aldığı zaman uyduruk bir kart ile takım kaptanları Alper Potuk’u soyunma odasına gönderdiği zaman iyiydi.. Maç sonu 5 – 3 plakayı yazarken maçın hakemi Abdülkadir Bitigen’e saygılarımızı sunarken iyiy di!..

Seni yönetenler memleketinin takımının haklarını ne kadar savunuyor? Rizespor gibi takımlar şampiyonluk mücadelesi veren takımlara karşı özellikle İstanbul deplasman maçlarında birer “oyuncaktır” Seni orada vurdururlar, birkaç hafta sonra içerde sus payı adına aynı hakeme görev verirler. Süper lig bir tiyatrodur. Türkiye’de futbol oynanmıyor,  bildiğin tiyatro. Bu sezon belli ki Beşiktaş ve Fenerbahçe perde arkasından, önünden üst düzey kollanıyorlar. Maçın hakemi Sumudica’ya çok ucuz kartla dışarı gönderiyor. Aynı ucuzluğu bir Sergen hocaya, Erol hocaya, Fatih hocaya yapabilir mi? Çok zor. Rumen teknik adamın adı çıkmış, çok kolay dışarı gönderildi, yazık…

Maçın tek golünü yiyen kaleci Gökhan şansız mı, bahtsız mı bilemem. Sol bek Melnjak’ta üst düzey form düşüklüğü devam ediyor. Yeni transfer Dokovic ilk maçında sınıfta kaldı, ikinci Jovancic olmaz inşanla! Bir başka yeni transfer santrafor Soderlund beklediğim gibi çıktı. Güçlü fiziği altında, futbol bilgisi de var, ilerleyen haftalarda çok daha fayda sağlayacak gibi gözüktü. Ortaya konulan dirençli futbol var ama yetmez. Eksiklerin gelmesi ile birlikte ilerleyen haftalarda toparlanmamız ve biran önce orta sıralara çıkmamız şart. Fenerbahçe maçına takılı kalmayalım. Aksi takdirde “ Biz iyi oynadık, maçın hakemi bizi doğradı” dediğimiz an en az 6 – 7 haftayı heba ederiz ki işte o zaman eyvah eyvah oluruz. Bu ligde bu sezon enteresan işler olacak. Özelikle alt tarafta çok enteresan işler olacak.4 takımın düşeceği ligde takım olarak toparlanmamız şart. Aksi takdirde kaybedilen 2 – 3 maç sonra önce Rumen teknik adam sorgulanacak,  sonra biz nerede yanlış yaptık sorusunu kendimize soracağız. Zaten son 12 yıldır çok şeyi yanlış yaptığımız gibi!..


Önceki Haber 
Sonraki Haber

Yorumlar

Yorum Yapın