ÇAYCILIĞIMIZ BİTMEK ÜZERE


ÇAYCILIĞIMIZ BİTMEK ÜZERE

 

 

            Dünyada yaş çay üretiminde 5, 6 sıradayız. Tamamını dışardan ithal etsek milyarları ödeyeceğiz. O anlamda ülkemiz için çok önemli bir mahsul. Bu kadar değerli bu kadar hayatı bir ürün Doğu Karadeniz’in doğusundan doğdu, orada batmak üzere.

            Çay fiyatının açıklanması ile başlayan tartışma ki bana göre gereksizdir. Teferruatına girmem. Toplama ve teslim etme süreci ve telaşıyla devam ediyor.

            Sosyal medyada gördüğüm bir ilan çok düşündürdü beni. İlan aynen söyle:

            “150 ton çayım var. Ton işi çay kesecek mümkünse tecrübeli en az 10 kişilik ekibe ihtiyacım var şartlar konuşulur”

            Bu ilan üzerine eğri oturalım doğru konuşalım. Nedir eğrisi? Böyle çaycılık olmaz. Doğrusu nedir? Çay elden gitmek üzeredir.

             İnsanlar bulabildiği oranlarla çay tarlalarını bu şekilde müteahhitlik eden insanlara veriyor. 150 ton çay demek 510 bin lira demek. Ton işi çay toplayanlar bir günde 400 kilo topladığını bilmeyen yok. 150 ton çayın toplanması için en az 375 yevmiye vermesi lazım. 400 lira yevmiye alsalar 150 bin lira eder. 1/3 yarılığa aldığı çay tarlası sahiplerine 50 ton yaş çay bedeli ödeyecek.  Yani 170 bin lira İşçilik + Yarılık = 320 bin lira. Toplam alacağı para 510- 320 =  190 bin lira kalan para. 40 bin lira masrafa gitsin, net 150 bin lira kar 40 günde. Nerde böyle bir para kazanmak?

            “Üretici perişan. Para az verildi.” gibi rast gele söylenen sözler.  Hiçbir hesap yapmadan ücret az diye siz yalandan ağlayın, durum bu. Ve giderek işlerlik kazanmakta bu işlem!

            Önümüzdeki yıllarda köylerimizi teslim alacak bu şekilde çay toplayanlar. Kahve köşelerinde pinekleyenler bu hesabı bir de kendileri yapsın.

            Madalyonun öbür yüzünde çayımızın geleceği saklı! Bu şekilde çay toplama çaycılığımızın sonu demek. Bunlara prim veren anlayış çaycılığımızı katlediyor. Bir kişinin 400 kilo topladığı yerde hammadde kalitesinden bahsedebilir misiniz?  Çay-Kur sıkmadan olabildiğince kaliteli hammadde almaya çalışıyor ama mümkün değil. Bu sistem gelen çayı bir şekilde almaya zorluyor. Çünkü randevulu sistem çaycılığımızı mahvetti. Günlük kontenjan alımları dışında her uygulama bitirecek çaycılığımızı. Özel sektörün öyle bir derdi zaten yok. Hepsi değil fakat büyük çoğunluk işletmeler vatandaşın getirdiği çayı hiç bakmadan almak zorunda. Veresiye çay alanlar yelkenleri zaten fora etmişler.

            Beyler durum vahimdir. Türkiye’de yetişen bütün nebadatlar içinde çok güzel paralardan biri yaş çaya veriliyor. Bunun tartışmasını her türlü ortamda ve kişilerle yaparım. 3,40 lira çok güzel bir paradır, gerçek üretici olanlar için. Hele böyle yağma hasanın böreği çay müteahhitleri için ballı börek vallahi.

            Ama bugün yediğimiz ballı börek yarın ekmeğe, öbür gün de asla yiyemeyece-ğimiz bir maddeye dönüşecek. Herkes bir daha düşünsün.

Metin TOPÇU          


Önceki Haber 
Sonraki Haber

Yorumlar

Yorum Yapın