İğne Deliğini Hesap Edemedik


 

Stat Olimpiyat stadı nam-ı diğer adı ile Zulümpiyat stadı…

Maça gitmek ayrı bir dert. Giderken zaten Rize basını olarak trafikte saatlerce kilitlendik, kaldık..

Uyanıklık yaptık, sağ şeritti kullandık, poliste bize gereken cezayı hem önden, hemde arkadan kilitledi!..

İçeri girmek başka bir dert.. Kapıda ki görevli bile hangi kapıdan içeri gireceğimizi tam kestiremedi, orada da kilitlendik, kaldık…

Taraftar yok, onlar zaten aylar önce “Paso” karta kilitlendi.. yani E-rezalete..

Koskoca Olimpiyat stadında internet bağlantısı yok , bizde kilitlendik kaldık, ne bir foto, nede bir yazı gazetelere servis yapamadık, güç bela gönderdik…

Dedik ya, kilitlendik kaldık..

Modaya Mehmet Hoca’da uydu, Beşiktaş’ı bir güzel kilitledi..

Anlaşılan Mehmet hoca, rakibi oyuncularına bir güzel ezberletti, 15 günlük arada..

Özellikle ilk devre ev sahibi takım şuursuzca baskı kurdu.. Biz ise 45 + ‘da Lua Lua’nın ayağından pardon ( bencilliğinden ) net bir gol şanssını geri teperek soyunma odasının yolunu tuttuk.

Alan daraltan, topun arkasında kalan, defansif olarak iyi bir görüntü veren ekibimiz, maç öncesi planladığı kontratak futbolunda sıfır çekti. Üçüncü bölgede tek bir top ayağa tutamadık. Orta sahada iki üç pası bir araya getiremedik. Hal böyle olunca zülümpiyatta futbolun sadece kilitleme işini iyi yaptık.

İlk hafta Gençlerbirliği takımından taç atışı gol yemiştik, bu sefer sıra bizde idi . Beşiktaş’a Ali Adnan’nın ellerinden gelen taç atışı sonrası ceza sahası içinde mektubu okuması için Ümit’in  önüne bırakan Lua’nın pasında Ümit önce okudu, sonra iadeli-taahhütlü kaleye postaladı..

Gol moral verdi, desem inanmayın. Kabuğumuza çekilmeye devam ettik.. Siyah-beyazlı takım kanatlarda özellikle Gökhan Töre ile “terör” estirdi. Bilic, yaptığı değişikliklerle neyi var, neyi yok sahaya sürerken, bizim tarafta ise oyuna sonradan girenler hiçbir enerji vermedi.

Beşiktaş son on dakika içinde daha çok şişirme toplarla pozisyon aradı, durdu.. Duran top hastalığı bu kez Avrupa yakasında yakamıza bir kez daha yapıştı. Kesti Gökhan, sekti Giray’ın kafasından, düştü Olcay’ın önüne, o da bir güzel yapıştırdı, o top iğne deliğinden, yetmedi birde bacak arasından geçti , gitti gol oldu.. Bana göre şans eseri, yani kamara şakası bir gol yedik.. Çok yazık oldu..

Maç öncesi; al kardeşim maça çıkma sana bir puan dön evine deseydiler, öpüp te başımıza koyardık. Nedeni basit. Bizim takım hocanın deyişi ile tam hazır değil, Beşiktaş ise bu ligin en hazır ve formda takımı..

Futbol böyle bir şey… Sonucunu asla kestiremiyorsun, bu yüzden çok seviliyor..

Kaçan iki puanın sebebi belli.. Özellikle forvetin gol noktalarında eksiksiz kalışı, ayağına top tutmayışı ve orta sahanın pas yüzdesinin çok düşük kalması. Artı tarafımız defansif olarak iyi mücadele diyebilirim. Cenk ve Mustafa bırakın adım atmayı, nefes alamadılar.

Hülasa kelam, zor bir deplasmandan az kalsın oyunu kilitleyerek üç puanı cebimize koyuyorduk derken, iğne deliğini hesap edemedik..


Önceki Haber 
Sonraki Haber

Yorum Yapın

Yorumlar