KABAK TADI VERDİ!..


 


KABAK TADI VERDİ!..


Transfer döneminde istediği gibi at koşturup, bundan önce sezon başında aldığı takımlarda olduğu gibi yeniden o şansı Rizespor’da yakalayan Bülent Uygun en iyi bildiği işi yaparak transfer döneminde doldur boşaltı yaptı, yetmedi sözleşmesi devam eden Emir Dilaver ve Melnjak gibi iki önemli savunma oyuncusunu da göndererek adeta Rizespor’un geleceğini uçurumun kenarına bırakarak gitti.

Aslında Bülent hocanın geçmişine bakmaya bile gerek yoktu. Geçen sezon Ankara’da Gençlerbirliği ve içerde Malatyaspor maçlarında yazdığım o yazılar nasıl bir olayın içine düştüğümüzün ve gelecekte bizi neler beklediğinin örnekleriydi ama kime ne anlatsak ve yazsak hiçbiri kabul görmedi üstüne düşman görüldük!..

Süper ligde son 10 yıl içinde Bülent Uygun yönetiminde sezon başında kurulan kadro ile sırasıyla Bucaspor, Eskişehirspor, Elazığ, Osmanlı ve Gaziantep şimdi neredeler? Bu takımları sezon başı aynı bize yaptığı gibi doldur boşalt yapıp bırakıp giden Bülent Uygun’un son avı Rizespor oldu. Kaçınılmaz sonun başlangıcına maalesef Futbolu biliyor dediğimiz Başkan Tahir Kıran’da dur diyemedi, basireti mi bağlandı yoksa Bülent Uygun’un cilalı ve okunmuş sözleri onu da kandırdı mı diyelim…

Ne acı bir olay. Göz göre göre Rizespor kulübü hocanın çok iyi bildiği menajerlerin sofrasına itildi. Bülent içeriyi boşalttı, yeni gelen oyuncuların içi boş çıktı. Kaçınılmaz sona G.Saray kulübü ile yaşanan sürtüşme sonrası art arda gelen bariz hakem hataları sezonun ilk çeyreği bitmeden acı gerçekle yüzleştik.

Rize’de kurulan Kadınlar pazarına hiç gittiniz mi ? O pazardan hiç kabak aldınız mı? Kabak deyip geçmeyin. Yerli kabağın sütlüsü olur, felisini fırına verirsin üzerine pekmezi dökersin enfes olur, ayrıca kabağın yemeği de olur. Kabak almaya gidenin cebinde çengelli iğne olur. Ne işe yarar diye merak ediyorsanız? Kabağın sağlam mı? Yoksa içi boş çürük mü diye anlamanız için o iğne çok büyük iş görür. İğneyi kabağa batıracaksın, eğer hızlı bir şekilde geriye çıkıyorsa o kabak kelektir. Yok, girdiği yerden sert bir şekilde geliyorsa o kabak alınır. Bu kadar basit. Kabak alırken bile dikkat etmen gereken şey cebinde kancalı iğne bulundurman ve onunla kabağın sağlam mı, sakat mı olduğunu öğrenmen. Dolayısıyla sakata gelmiyorsan maddi ve manevi eziyet çekmiyorsun ama bizim takım sezon başı Bülent Uygun’a verilen yetki ile öyle bir kabak “lar” aldı ki içi geçmiş tohumluk kabaklar onlardan çok daha iyi çıkar!..

Bu kadar kötü kadro mühendisliği altında kadroda yer alan kabakları yeniden yeşermesi için gelen Hamza Hamzaoğlu ne yapsın? Dokunması, futbolculara yaklaşımı güzel de Hamza hocanın ateşleme gücü yok. O profilde bir hoca değil. Lige bakıyoruz yeni hoca değişen takımlar ilk haftada biri Beşiktaş’ı yeniyor, diğeri deplasmanda A.Demirspor’u mağlup ediyor. Ateşleme gücü Hamza hocanın efendiliğinden kaynaklı yok.  Oyun içinde ise dün Giresun’da uzun süre bir kişi eksik oynayan takımına kenardan neredeyse el frenliği yaptı. Boldrin’in olduğu takıma bir temassız futbol daha oynayan Bolasie lüks. Zaten bir kişi eksiksiz her aldığı topla üç kişiyi çalımlamaya kafasını koyan ve o topları kaptıran Bolasie bu ligde forma giyemez. Bende o parayı alsam tıpkı Remy gibi sadece kafama göre takılırım. Savunman , orta sahan çok ama çok yumuşak oyuncularla kurulu. Bülent hocanın sezon başı kontenjanından gelen Piri bir var bir yok. Holmen transferinde yaşananları bilmeyen yok! Kötü  bir Giresunspor takımı zaten bir şey yapmadı, kaptan kendi gemisini kurtaracağına bizim ayağımıza sıktı ve delik böylece açıldı. Hamza hoca 1 – 0 geriye düştün bir kişi eksiksin, senin tek gol şansın duran top. Kazandığın kornerde stoperin Holmen’i neden ileriye sürmüyorsun? İşte bunu benim futbol mantalitem almıyor. İki pırpır bırak geriye iki stoperini duran topa göndersen belki karambolden bir gol bulacağız o da yok. Altay takım bir kişi eksik bize karşı gol buldu, G.Saray takımı keza aynı bir kişi eksik gol buldu biz neden yapmayalım be hocam. Bu kadar pasif bir takım yaratmak, sahada temassız oynamak, mücadele gücünden yoksun, kendi kabuğuna çekilen ve özellikle ileriye çıkışlarda kaybedilen toplar bu sezon Rizespor canını çok yaktı, yakmaya da devam edecek gibi.

Her maç sonrası mazeret hakemler oluyor. Evet canımız üst düzey her hafta yanıyor ama iğneyi de biraz kendimize batırmamız gerekiyor. Bu takım bu sezon Bülent hocanın eseri, buna göz yuman kim varsa Rize camiası bunu unutmaz. İster siyasi olsun, ister başka kanallar olsun. Özellikle TFF’de üst düzey görevde olan Rizeli ve Rizespor’un üst aklı. Memleketiniz her hafta kan ağlıyor. Sizin keyfiniz yerinde dir inşallah. Hakemlerin biri gidiyor, diğeri geliyor ve Rizespor’un tadına bakıyor. Rizespor’un tuttuğunuz gönül verdiğiniz İstanbul takımlarına karşı yem etmeye devam ediyorsunuz. Aman onlara bir şey olmasın, bak işte biz taraf değiliz. Rizespor’un bile canı yanıyor, bizde taraf olmaz diyerek Rizespor’u her hafta hakemlerin doğramasına ses çıkarmıyorsunuz. Bu durum aslında Rizeli Cumhurbaşkanına da yapılan bir operasyondur. MHK Başkanı Urfalı Tatlı Tatlı bu işi götürüyor, buna dur demeyen artık ben Rizeliyim demesin. Yazıktır, günahtır. Sezon başı Bülent Uygun’a verilen imtiyaz bizi bu duruma düşürdü. Rizeli bir kez daha kandırıldı ve bu iş artık “kabak tadı” verdi!..


Önceki Haber 
Sonraki Haber

Yorumlar

Yorum Yapın